January 2012
1 post
benim bu derdim (gitara sigara sıkıştırmalı)
valla ne kelimem kaldı arazimde, ne özbenim. handekulsan kulluğunu hatırla tekrar, ne çabuk devrildin yine. halil sezai klişesine sığınsan da elinde başka bi dağarcık da olsun mesela, anti kroşe tavrını takın yüzükten ziyade. oysa ki post rok da beynini usulca ve deneysen okşuyor.. anşante anşante anşante!
December 2011
3 posts
aferin'le yaşıyorum-500mg
şimdi kalkıp giderim. disney channel’a kadar yolum var. ve kimsenin yanında bu kadar eğlenemiyorum. sıcak su torbasını koynuma alır giderim. termosifonlu televizyona sarılır giderim. iki kat battaniyeyi sevebilecek kadar arsız ve arkadaşlarımı bazen aramayacak kadar hayırsızım. hayır. laptop sıcaklığında bunalır giderim. sosyal sitelere kadar yolum var. bebeğim, sensizliğimi güderim....
gelin- ön eki
gelin dağı’ndan bildiriyorum: burası 96 parça. başım kabuk bağladı, ben 50 yıl geriye gittim, sen izlanda’ya bensiz kaçıyorsun. aileler tanışıyor aileler çatal bıçağa, nevresime, bohçalara tapınıyor n’olur yapmayın. okul bana hala iki yıl uzaktan bakıyor 9 5 dokuz beş yazıyla üç kışıyla bitmiyor. sesim inceldi, sesim kısıldı, sesim yükseldi diye ağlıyorum, nobebeim...
boğazıma sıva yaptılar.
rüyada metalci isyanı, reelde naiflik azmanı.. her yol mutlak yazmaktan ve gözlükten geçiyor. annem ve diğer herkes, beni ne zamandır yanlış anlıyor.
__
sevdiklerimiz de canlı canlı toprağa girer gibi hasırdan bir şeye sarılıp orda biz de uykuya dalıncaya kadar, sonra neden konuşmayı unuttun demeyin. ben sylvia. annem tapir, babam urartu.
October 2011
2 posts
elim yok, elim uyuştu. çok üşüyorum sevgilim.
pansu sorunlu bir evlilik. gün geliyor cila çarpıyor ertesi gün götürmeyin beni oraya üstüme kan sıçrıyor. şimdi parmak yok. parmak gümüşse tırnak altındır hatta. sevgilim, okulu sevmiyorum. geri giden merkürse niye insanları da geri bırakıyor, biliyor musun? sevgilim sen olmasan parmağım ikonlaşırdı, tapınırdık onunla yokluğuna. erkek olur saklanırdık. tiren olur çarpmazdık, çarşafları...
yarın hava soğuk ve güneşli olucak sevgilim.
bir gece uyumadık sabahında cennetti ama ayrıldık, 8 saat. bir gece uyumadık sabahında boğaz sessiz, klimt bizi görmüş rüyasında. saat 6, bir gece uyumadık, sen sütyen ben gömlek kokluyoruz ağla ağla uyur, saat 6. bir gece uyumadık nasıl da özlemişiz, saat 8, ertesi gün karabiberli naneli limonlu hasta olduk biz. bir gece uyuduk.
September 2011
1 post
ayar evi 2+1
ayar evine hoş geldiniz. pessimist siz değilsiniz. merhaba. gece başlıyor. iyi geceler. yanınızdakini sevmek zorunda değilsiniz. kimseyi kırmamak tekmelememek sorunlu değilsiniz. grup terapistisiniz sizsiniz. aile kurumunuzda 96 parça yaldızlı tabak setiniz jumbo değilsiniz. siz kaderinizin tıpkısının aynısısı mısınız? belki değilsiniz ama neden olmayasınız.. genlerinizden ötürü emekli sandığına...
August 2011
1 post
pilastik koyun
daha önce beklediklerime şükür namazı kıldık. şimdikiler için kampanyalı 3 aylar. sahurda, ters damacanaya tapıp; iftarda, sevgi her yeri sarıp gecesi aydın boysan. artık kurbanda da bisiklet kesip kendi dilimizi kekikleriz. secd ile başladık seneye vecd ile bekleriz.
June 2011
1 post
March 2011
2 posts
teyze kolun ağzıma girecek.
parçalı şiir bana bakıyor. (parçalı şiir bana bakma.) gözüm bana bakma. (ayna diye bir şey yoktur.) müzik beni kurtarmıyor. (müzik beni kurtarsana.) kulaklarım yanıyor. (bittibaşadön bittibaşadön bittibaşa..) geç kaldı, bir otobüs dolusun (bana bakmayın ulan!) şiirde şimdiki zaman şiirde uyum uyum uyum altı haftadır aynı kıyafetleri giyiyorum yine de hiçbir şey değişmiyor....
aynı şeyler. i hate your day.
geldim bir. dönüştü evler. gece parmaklarına evrildi. mutlak geldim. hayal serdim. yok. isteksiz değildin elbette. değindik. ama git. son biz. insan hayvan dikiş makinasından çıktık. çantaya girdik. utanma. sordum iki. uzak bir. git. hayır. yine mi metronun önü?
February 2011
2 posts
birlikte mutsuz olsak ya?
yoyo duvarında bekliyorum.
acil kapısının önünde bekliyorum, bekliyorum çay da bitki değil midir? van kahvaltısı bekliyorum. gözlerine bakamıyorum. aslını hissetmiyorum. sıraselviyorum. kendi kendime konuşuyorum. sprey, sana sıkıyorum. seni sıkıyor muyum? we tried. ama olmuyorum. bekliyorum. lacivert kokuyorum. ters giyiyorum. kendi bendimi tokatlıyorum. ülke olarak ağaçlı; şurda güzel bir çocuk örüyorum. ayaklarım...
December 2010
1 post
çalıntı eşyalarınızdan müessesemiz sorumlu...
kurumumuz, > kininizi meşrulaştırıp sevginizi münir nurettin selçuk’la takas edebilmektedir. > ağır depresyonlarınıza birkaç last.fm profili tavsiye edebilmektedir. > yoğun çalışma yaşantınızı disney channel teenage kuşağında blurlayabilmektedir. > gidemediğiniz konserleri, izleyemediğiniz filmleri tüm ayrıntılarıyla not edip spoiler vermeden sizi heveslendirebilmektedir. >...
November 2010
2 posts
ben: bir iki.
“mek de başım dönüyor. gece bütün öldümer. iki, alyans çöküyor. burda bize güldüler.”
-bbbboş. inanmaz mısın yediye? kitaplar evlâdır profilden. alkole inanma hem. tepindiğin şey insan değil; kusma artık ▲▲’den. -uykunu çal. artık -ve sadece- remler yan. bilinç ökçe altını gör. odam dağınık- kaç benden!
-için rahat. go away… then?
September 2010
3 posts
bu badirelerde geçici makinam.
insanın işi zor hayat yaşam. melodik a, faranjitli güz gülleri ve yeşilçambalından zencefil tozutur. limon sıksan. ben öperim. insanlar öperler. yani mümkün olsa.. ortodonti bir dişçi kadar suskun ve temiz değildir. her konverzasyon kalpte bitmez-se. görsel görmek bakmaktan öte olmalı ki raporiki yazdırtır. belki şofben kapanır, bir posta elektronik aldırtır. piyano, sihirli annemdir. piyano...
yokluğunda kitap okumam
anlatmaktan bile sıkıldım. elimden kalem eksildi. misavir odası telaşı, 40 yaş üstü kadın sohbeti, canım ailemin düşen suratı. mutsuzluk bulaşıyor. biyotlar bile bana karşı değiller. yağmur haz havuzuna çiziliyor. noktalar birbirine değmiyor. hamak bahçede kaldı. aslında hayvan sevilmiyor. tüy, bütün canlıların ortak derdi oluyor. çocuk büyümüyor. sorumluluk üstüne alınmıyor. değilmiyor.. deyil...
June 2010
4 posts
vedamarımdaakantoprak**
bundan bir ay önce yoğun bir şekilde dinlediğim bergen’den sonra sagopa kajmer&kolera, cengiz kurtoğlu ve tüdanya’nın yağmurlu tatili ele geçirmesi.
kendimi hafiften kaybediyor olmam. hafifleşmemem.
üye olduğum paylaşım ve arkadaşlık sitelerinin bana dinsel önerilerde bulunması.
el yapımı defter yapmayı kafaya koymuş olmam ama kolumu kıpırdatamam.
geleceğimi hala...
dayanmaya mecbur muyum sanki?
merhaba. ben mavi ekran veriyorum. muhtemel mutlulukların yokluğuna dayanamıyorum. bergen’in bir gece mesaj içeriklenmesinden dolayı “dayanmak” fiilinin non ebilitili birinci tekil şahsını kullanamıyorum.(harika türkçem.) ismail yeka soslu ilahi pesimist rep yüzünden hiperrealist oldum. hoca bile “taner ceylan mı ne, hani var ya gey, sen onu bu renk duyarlılığıyla...
untitled altı
bir söyle kolaj alım
bir de b öyle denekelim:
g eldim
g ittim
g ördüm ben, mesela.
post laktik ev komasından utanıyorum, falan.
üstelik teca:hülperver her sabâ.
(nihayet tek düzenimden kurtuldum) ama
sen kurtulamadın ki eski buzdolabından, sevgilim. böyle olmuyol, bölünelim mi, eksilelim mi? sevgisiz + iyelik ikinin birinci şartı, sevgilim?
May 2010
2 posts
bir iki bir beş. bir iki iki sıfır bir bir ama bir...
ilkokulda poetry slam mi vardı? ip mi atladım ki kız giyeyim?
imam hatip'in tebeşirlerini yedim ben.
nylons > click > strip > click'em all
böyle azınca olmuyol.
farklı kaydet beni, sevgilim.
bir yerimize ▲ kaçtı. hiç acımadı.
aslında konuşmayı pek istemiyorum, yani genel olarak. uykum geliyor her tatlıdan sonra ve 3 saat uyumuşum, ama uykumda koşmuşum gibi hissediyorum çünkü yaklaşık 3 dakika uyuyabiliyorum. insanları üzüyorum, çok sevdiklerimi de üzüyorum, onlarla da konuşmuyorum, neden gerçekten hak etmeyen insanlara güler yüzlü davranıyorum peki? standartlar olmamalı ama standart dışı kişileri iyi seçmem gerek...
April 2010
3 posts
taytıl (opşınıl): burqa iz may besfiren'
yaptığım burka sunumunun etkisinde kalmamın sebebi delişmen bir istanbul yazıdır.. bu yüzdendir ki burkanın altına pek bir şey giymem. hem havadar hem tecavüze teşvik, değil mi? memelerimi keserler belki ama, mavi burdan her şey ya da. ben gibi bir ben daha:
hayatbazentatlidir:
ben
we are making handpeace. can you make me handpeace? send me your handpeace.
selofanhand@gmail.com
http://handpeacemakers.tumblr.com
dear fotoğraflarıma hand peace yapan arkadaşlarım, ya hepiniz japonsunuz. ya hepiniz hatta ol of yu ar fani. ya da hepiniz barış seviyorsunuz.
imza, makina.
March 2010
4 posts
kör bıçağı
ne ara sabahları uyanamamaya başladım?
otobüs öksürdüm günlerce, kimse helal demedi.
akneyi ayakkabı olarak düşününce fonetiği daha mı etkileyici? yüzümdeyken aynı şeyi hissetmiyorum da..
kısıtlı zamanımız varsa, susmayalım beyler, ayrıntıya doğru ilerleyelim.
lise hakkında konuşmak istemiyorum.
samimiyetim kayboldu. katkılarından dolayı…
rahatsız ettiysem mi gideyim?
aramıza...
influences of the flue
kimse uyumuyorken yazmak zorlaşıyor. insanlar yirmidört yaşında baskıya maruz kalabiliyorlar. bamyo için, şehir dışına çıkmak için, gece dışarı çıkmak için, kötü yemekten içinin dışarı çıkması için, kötü yemek için, kötü arkadaş için.. arkadaş için. biz hiçbirini istemiyoruz. ama hiçbiri gibi bir seçeneği biz içimizden kabul etmesek de aileler, arkadaşlar, tanıdıklar kabul edebiliyor. onların kuzu...
gideri var mı? diyenler için mesaj kaygılı yazı.
samimiyetsizlik kimileri için bir migren bahanesiyse her şey patatesse bizim sığ sularımızda ve elitizm sizi kıl keseyle ovültüyorsa bana kim? size niye?
ikilerden iki beğen ben birini sevdi, yov.
a bak ben senden daha çok konuşuyorum aslında, içimden. 2. ve 22. ile 12. arasında gidip gelmelerim de var bunlar ne zamandır süregeliyor. çok sevince anlatıyorum böyle içimde büyüsün kocaman olsun da somut olunca bir bizliği kocaman kucaklamayı istemektir sebebim. ya işte, ben de dedim ama kimseye anlatmadım bildiklerimin fazlasını ama çevrimdışı oturup açılıyoruz ikiye ki ben ikiyi çok severim,...
February 2010
1 post
on top on fas y-on. mirormiror
mazoşizmin dorukları! patatesleri düşünme zamanı. hep o zaman. bir de hepimizde varoş damarları. herhalde kuruçaylı. benim vatanım yine palmiyeden. kurumsal olman benimkinden erken ama..
gece gece, hele bir de fasyon korkuluklarını endeşelerken, kalbin literally ağızdan çıkacak olmasıyla boğuşurken, nasıl konuşabilirim, sen söylesene, canım… ben de olsam söylemezdim. takma, hepsi şey…...
January 2010
2 posts
no good about goodbye gibi bir şey.
ve tıpkı o ilk gece gibi, tdk bana porchood soğuklarında ağlaşmayı anlattı: ben evimde loneliless saccharomyces uyuklarken, sen evinde n’olur yakma gençlik kollarını. nasıl, niyetim yoksa; olmasını istemiyorsam ve istiyorsam sen mutlu, ben gizli öznen olarak. inefirendlivey çok anlamsız, kardeş gibi sev beni. sabah kahve, temiz nikotin mesela, karlar da mor değil ama başından aşağı düşsün....
kleptoman'a sorun, selofan cevaplasın →
December 2009
4 posts
November 2009
6 posts
tepecikli mi, kuruçaylı mı?
vazgeçtim. varoşum varoşsun varoş. biri bana gelsin, o da çok istiyorsa gelsin valla, ben uğraşamıycam artık.
senin de biçim algında deformasyon seziyorum darlin’ . maaş kuyruğundan kalkıp sana ulaşan kuyrukların etrafında dönemem(halil ergün gururumla çürüycem). doğru kalıpları kullan or ben burda kalıbımdan uygunsuz taşıciim, zarar görüceksin(şaka, şaka)!
yorgunken seni daha çok...
I don't mean to seem like I care about material...
sen,
sokaktan eve evden sokağa kendini savuran kedi, apartman boşluğunda yaşayan güvercin, markette çalışan kasiyer, kardeş, anne, en yakın arkadaş, en uzak arkadaş, mikrofon, ekran, ayna, ayakkabı, diş fırçası, bitmemiş kitap, üzerine notlar alınmış kitap, temiz çarşaf, kirli yastık kılıfı, günlerce dinlenen pleylist…
hepinizi ayrı ayrı kıskanıyorum. sizin kadar şanslı olmayı isterdim.
fenalar
galiba birileri beni çok seviyor ve bu yüzden beni üzecek olaylar yaşamama izin vermiyor asla ve asla. sürekli bir tıkanma. yüreğimin lavabosunu açamıyoruz. akıp gidemiyor sıcaklık içime.
artık şöyle bir şey olmalı ama.. sen, seven insan, ben gerçekten sıkıldım. bir şeylerin olamamasından sıkıldım. bırak, üzüleyim. (aslında seven insan da bırakıyor hani. ne çok bıraktınız, siz, seven insanlar.)...
günlerce çizgi film seyredebilirim. bir de türk filmi.
sünger bob’dan daha çok sevdiğim, patrick.. squidward. bir edi-büdü kadar seviyorum neredeyse.
zaten, squidward büdü’dür kanımca. patrick de seksidir. yaşarım ben onunla.
benden de olsa olsa köpüş olur. onda da kediş’e kalırım. kediş’i de sevmem. pis kedi.
belki benden squidward de olur. hatta daha olası. desperate.....
October 2009
5 posts
düşün:
oda tek bir ki gidemiyorsun bile. oluyor mu orada yok yok ben bişeyler kaldıramadım. sen mi bana dağlarca armağan gözünden.. yok yok ben yanlış anladım.
midemi mi yıkatsınlar ölmemi mi küvet oturum açtı hiiy! orda yoktu öyle bir yer, isterdim ama hiç mi kristal avizelerinizi kadife göstermediniz? beklersin ayı hayır vınn, endişem bile yalan söylemiş git yıllarca nasıl inan. ohoo, öyle bir...
terbiyesizleşeyim mi sanabanakime? kiralık katil mi tutayım sence? hasta mısın olum, hata devam ediyor, gördün mü? çok gerildim yemin ederim. insan sevmek diye bir şey varmış ki ben bilmiyorum galiba onu, beceremiyorum lanet insanım. humankindın içine tüküreyim except o kendini biliyor. beni dışlamayın nolur, kendimde değilim cidden. ve nivea’dan sponsorluk rica ediyorum. anılar sponsored...
silent is not sacrifice
çok da sevinmeseydin, gelir kör gözün parmağı, koca-düz bir kıskanma.
şaka, şaka.
(hep öyle olacak, bak.)
hop-
“lütfen baskıya girmeden klişe kontrolü yapınız” versus “çizmenin mantığını biliyorum ama yapmasını bilmiyorum”